“SUCU HOTTİ”

Bazen Alibey cami önündeki, bazen Büyük Cami önündeki çeşmede, çoğu zamanda hastane köprüsünün başındaki çeşmede onu görürdüm. Pantolon paçalarını çorabının içine sokar, soğuk kuyu lastikleri ile paytak paytak ama tam ördek gibi de değil, sağa sola sallanarak yürürdü. Kısaca boyluydu. Sırtında omuz yerleri güneşten ağarmış trenci ceketi, başında da trenci kasketi eksik olmazdı. Soluk gömleğinin düğmeleri boynuna denk gelen yerine kadar ilikliydi. Yazın gömlek, kışın ise kazak üzerine giydiği devetüyü aba yelek vazgeçemediği aksesuarıydı. Yüzü hep gülerdi, onu somurturken hiç görmemiştim. O paytak paytak yürürken, önünde, her ne kadar bahçeci…

Read More