Çankırı, Kastamonu ve Sinop Fâtihi: KARATEKİN GÂZÎ

The following two tabs change content below.

                     Karatekin Gâzî, Anadolu fatihlerinden biridir. Son durağı kurduğu beyliğin merkezi Çankırı olmuştur. Çankırı adı, Karatekin ile aynîleşmiş gibidir. Mezarının kutsal bir mekan sayılarak her yıl belli mevsimde ziyaret edilmesi, yarım hac sevabına kavuşulacağı inancının teşekkülü; Çankırı halkının bu büyük fâtihi ne denli önemsediğini göstermektedir.
ORTA ASYA’DAN ANADOLU’YA
Anavatanları Orta Asya olan Türk Kavimleri, tarih boyunca batıya doğru göç ettiler. Anonim Selçuknameler, hayvan çokluğu, otlak yetersizliği ve nüfus yoğunluğunun göçlere sebep olduğunu kaydeder. Dandanakan Savaşı (1040) ile Malazgirt Zarferi (1071) arasında gittikçe yoğunlaşan bu göç dalgası, başarılı bir strateji ile Anadolu’ya kanalize edilmiş; bu eşsiz toprakların Türkleşmesi ve İslamlaşması ile sonuçlanmıştır. Türk ve Dünya tarihinin kaderini değiştiren ve Sultan Alp Arslan’ın önderliğinde kazanılan Malazgirt zaferinden sonra Selçuklu komutanları süratle Anadolu içlerine yöneldiler. Artuk Bey, Mengücük Bey, Ebulkasım Saltuk, Danişmendoğlu Gümüştekin Ahmet Gazi en önde gelenleriydi.

Kutalmışoğlu Süleyman ise, Selçuklu hanedanına mensup olup Tuğrul Bey ile amca çocuklarıydı. Süleyman Şah, Sultan Melikşah’a rağmen Anadolu’nun fethine katılmış, kendisine tabi komutanlarla 1075 yılında Anadolu’nun önemli bir kısmına hakim olmuştu. Kutalmışoğlu Süleyman, 1075-1086 arasında Anadolu Selçuklu Sultanı olarak tarihteki yerini almıştır.Danişmend Ahmed Gazi, Süleyman Şah’ın dayısı idi. Çankırı fatihi Karatekin Gazi de Süleyman Şah’a tabi emirlerden biri idi. [1] DANİŞMENDNÂME VE KARATEKİN

Danişmendnâme, Selçuklu hanedanının muallimi(öğretmeni) Ali Taylu oğlu Gümüştekin Ahmed Gazi ve arkadaşlarının gazalarını anlatan Battalgazi Destanı türünde bir eserdir. Tarihî gerçeklerle büyük ölçüde örtüşmektedir. Turasan, Çavuldur Çaka, Kara Tonga, Karatekin, Eyüp, Süleyman, Osman ve Abdurrahman Gâzî belli başlı kahramanlarıdır.
Danişmendoğulları(1071-1252) arasında Orta ve Doğu Anadolu’da hüküm sürmüşlerdir. Karatekin, Danişmendnâmede Gümüştekin Ahmed Gazi’ye mensup gösteriliyorsa da, Sultan Melikşah’ın onu hizaya getirmeye çalışması, Süleyman Şah’a tabi olduğu yorumunu güçlendirmektedir. [2]

KARATEKİN BEYLİĞİ

Karatekin, Osman ve Süleyman ile Eflanus(Osmancık), Kastamonu ve Çankırı’yı 1074 – 1075 yıllarında fethederler. Ölümüne kadar bu yöreleri içine alan bir beyliğin(Karatekin Beyliği) sahibi olmuştur [3]. 1085 yılında Karatekin Gâzi, Sinop’un fethi için harekete geçer ve fetih gerçekleşir. Anadolu’da Süleyman Şah’ın başına buyruk davranışlarından rahatsız olan Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah, Anadolu Selçuklularını itaate almak için Porsuk ve Bozan komutasında ordular göndermiştir. Bu sebeple Sinop’tan çekilen Karatekin Gazi, Çankırı’ya gelmiş ve kısa bir zaman sonra vefat etmiştir(1085). Ölüm şekli ve sebebi kaynaklarda yer almamaktadır. Bizanslı tarihçi Alexiade ölümünü kiliselere yaptığı saldırılar dolayısıyla ilahî bir ceza olarak yorumlar [4]. Karatekin Gâzî, Çankırı kalesindeki sade türbesine defnedilmiştir.Yanında hanımı ve iki çocuğuna ait olduğu söylenen üç kabir daha vardır. Ancak haklarında bir bilgiye sahip olmadığımız gibi, herhangi bir mezar kitabesi de yoktur.
Çankırı ve Karatekin
Çankırı’nın fethi sırasında adları öne çıkarılan kimseler, Şeyh Mehdi, Cemalettin [5], Sarıbaba ve İmanlı Baba’dır. Ancak bu isimlerin o dönemde yaşadığı konusu isbata muhtaçtır. Zira bazıları bir asır sonra yaşamışlardır.
Anadolu’nun fethi sırasında yapılan mücadeleler anlatıldığı gibi kolay olmamıştır. Bizans elindeki toprakları vermemek için bütün imkanlarını seferber etmiştir. Haçlı seferleri Anadolu’yu cehenneme çevirmiş, kan gövdeyi götürmüştür. Fethedilen yerler, bir çok defa el değiştirmiştir. Mesela, Karatekin Gâzî’nin terk etmek durumunda kaldığı Sinop, ancak 129 yıl sonra 1214’te tekrar Türklerin eline geçmiştir. Ayrıca içteki iktidar mücadeleleri, yukarıda ifade edildiği üzre, işin zorluk derecesini bir kat arttıran ayrı bir unsurdur.
EMİR KARATEKİN ZAVİYESİ

Tapu Tahrir defterlerinde Çankırı Fatihi Karatekin’e ait bir zaviyenin varlığı belirlenmiştir. Bu durum, Karatekin Gâzî’nin hayır işlerinde de öncülük yaptığı gerçeğine işaret eder.Bu zaviye zamanla harap hale gelmiş, Melek Hatun adlı hayırsever bir hanım, kendi parasını sarf ederek zaviyeyi tamir ettirmiştir. Tamirin ne zaman yapıldığı ve Melek Hatun’un kimliği hakkında ne yazık ki şu an için bilgi sahibi değiliz. Bu zaviyeye İsfendiyar Bey ve oğlu Kasım Bey de bazı mülkler vakfetmişlerdir.Tamirden sonra zaviye Melek Hatun Zaviyesi olarak anılmaya başlamış, Karatekin Gâzî’nin vakfettiği yerler de zaviyenin gelirleri arasında yer almaya devam etmiştir. [6]

Çankırı Tarihçisi A.Kemal Üçok’un Bazı Tespitleri

“Şehirde eski eser olarak kalede “Karatekin” türbesi varsa da binasının mimari bir değeri yoktur.

“Şehrin kuzey batı ucunda bulunan “Billur Bey” tekkesinde Çankırı fatihlerinden (Şeyh Mehdî)’nin medfun bulunduğu rivayet edilir. Bu zatın fetih esnasında yerli Hıristiyanları katliâmden koruduğu, gerek İslam ve gerekse Hıristiyanlar arasında son zamanlara kadar intikal eden anane ile sabittir. Hatta bugün izi kalmamış olan Rum kilisesinde (Şeyh Mehdî sandığı) adıyla bir sandık mevcut olup bu sandıkta biriken sadakaların cemaat fukarasına dağıtıldığı herkesin malumudur.”
“Aynı zamanda bu tekkenin içinde büyük bir kaya vardır ki her senenin –hatırımda kalmayan- muayyen bir gününde , Rum cemaati toplanarak bu kayayı ve türbeyi ziyaret ederlerdi. En son Çankırı Rum Metropoliti olan Ayos Gınadios’un bu taş üzerinde katledildiği Rumlar arasında babadan oğula intikal etmiş rivayettendir.”

“ İdadi mektebinde sınıf arkadaşım olup son zamanlara kadar Çankırı’da tenekecilik yapan Yorgi (Aki) efendi bunu bana mektepte söylemişti. Çankırı’nın fethinde bu havalinin en büyük ruhani reisinin ismi Gınadios olduğu gibi, İstanbul’un fethi esnasındaki patriğin ismi de Gınadiostur.”[7]

Bu güzel coğrafyayı vatan yaparak bizlere açan atalarımıza sonsuz minnet ve şükranlar. Allah’ın rahmeti üzerlerine olsun!
NOT: Bu yazı, ilk kez 2004 yılında sitenin ilk versiyonunda yayımlanmıştır. (h.duran)

_________________________________________________________________________________________________-

[1] Osman Turan. Selçuklular Zamanında Türkiye, Boğaziçi Yay.İstanbul- 1993. Ali Sevim-Y Yaşar Yücel, Türkiye Tarihi, TTK Basımevi, Ankara, 1989.
[2] Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş, Enderun K.İstanbul, 1981. Osman Turan, a.g.e.
[3] M.Halil Yınanç, Anadolu’nun Fethi, İstanbul, 1944. Ayrıca adı geçen Osman’ın Ilgaz’ın Onaç köyü yakınında mezarı olduğunu Tayip Başer kaydediyor.(bkz. Karatekin Uluları)
[4] Osman Turan, a.g.e. s.133.
[5] Bu isimle Cemalettin Ferruh kastediliyorsa tarihen mümkün değildir. Zira 1200’lü yıllarda yaşayan C. Ferruh’un takriben1085’de ölen Karatekin Gazi ile beraberliği imkansızdır. Diğer şahsiyetlerin Karatekin Gazi’nin arkadaşları olduğu hususuna da ihtiyatla yaklaşmak gerekir.
[6] Ahmet Kankal, 16.Yüzyılda Çankırı Sancağı, Ankara 1993, s.280
[7] A.Kemal Üçok, Çankırı Tarihi’nin Anahatları.Vilayet mat.1932.

The following two tabs change content below.
comments

Related posts