ESENKUTLU HÂTUN ve ÇALINAN ESERLERİMİZ

yazma-kuran

musCandaroğlu İsfendiyar Bey(ö.1445)’in hanımıdır. Sinop İsfendiyarlar türbesinde medfundur. I.sanduka İsfendiyar Bey’in eşi ve II.İbrahim’in annesi Esenkutlu Hâtun’a aittir. Kitabesinden bu hatunun 1445 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. İbrahim Bey’in annesi olarak belirtilmiş olmasına rağmen, Kâsım Bey ve diğer kardeşlerinin annesinin o olup olmadığını şimdilik bilemiyoruz.Tarihi kaynaklarda adı, Tatlu Hatun olarak da geçmektedir. Bazı hayır hizmetleri yaptığı anlaşılmaktadır.

Hükümdarın eşi Tatlu Hâtun(Esenkutlu Hâtun), Araç kazasında ve civarında zühd ü takvası ile şöhret bulmuş ve Abdal Paşa sanı ile tanınmış bir şeyh olan Seydî Ali bin Seydî Mehmed vakfına ek vakıf tesis etmiş; Taşköprü’nün Konrapa köyünde Şeyh Musa türbesini yaptırmıştır.

ÇANKIRI ULU(BÜYÜK) CAMİDEKİ MUSHAF

Tarihçi İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Çankırı Ulu Camiinde 1926 yılında bizzat gördüğü bir Kuran-ı Kerîm’den bahsetmektedir. Bu Kuran-ı Kerîm’in kitabesinden İsfendiyar Bey’in hanımı Esenkutlu Hatun tarafından 1441 tarihinde vakfedilmiş olduğu anlaşılmıştır.

Uzunçarşılı, “…Esenkutlu Hâtun’un vakfetmiş olduğu bir Mushaf-ı Şerîf, yakın zamana kadar Çankırı Ulu camiinde bulunmakta idi. 1926 senesinde Ulu Cami’de gördüğüm bu vakıf Kuran-ı Kerîm’in kabındaki kitabe aynen şöyledir.” Diye yazmıştır. (İ. H. Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri, Ankara-1988, s.134)mez

“ESENKUTLU HÂTUN’UN VAKFETTİĞİ 565 YILLIK KUR’AN-I  KERÎM NEREDE?”

BAŞLIKLI YAZIMIZA VERİLEN CEVAP:

27 Haziran 2005 tarihinde bu sütunlarda İsfendiyar Bey’in hanımı Esen Kutlu Hatun’un 1441 yılında vakfetmiş olduğu ve Çankırı Büyük cami’de görülmüş olan 565 yıllık Mushaf-ı Şerîf’in akıbetini sormuştuk Bu yazımıza verilen cevaba geçmeden önce konuyu hatırlayalım:

Mushaf Kabı Üzerindeki Kitabe:

Vekâfet hâze’l-mushafu’ş-şerîfü el-mükerrem meliketü’ül-hâvâtîn tâcü’l-mukadderât seyyîdetül-mestûrât Esen Kutlu Hatun binti Abdullah ez-zevcetü Emîru’l-ümerâi Sultan İsfendiyar nevverallâhü kabrehû ve hiye ümmü melek-zâdei âzam Sultan İbrahim Bey edamallâhü devletehû fîtârihi sene erba’a ve erba’îne ve semâne-mie.” (Cevdet Yakupoğlu, İsfendiyar Bey ve Zamanı, YLT. s. 218.)]

Yazının sonunda;

“Vakfedildiği tarih itibariyle 565 yıllık, maddî ve manevî değeri çok büyük olan bu el yazması Kuran-ı Kerîm’in şimdi nerede olduğunu merak ediyorum. Çankırı müzesinde ise, mesele yok. Hattâ Türkiye müzelerinden herhangi birinde ise yine kabul edilebilir. Özel ellerde ise, Çankırılılara iade etmelidirler. Çankırı Kültür ve Müze Müdürlüğü yetkililerinin de konuyu araştırıp bir sonuca kavuşturması temennimizdir.Tüm okuyucularımızdan bu eserin bulunması hususunda yardım ve gayret bekliyoruz.” diye bir çağrıda bulunmuştuk.

Vakfedildiği tarih itibariyle 565(şimdi 575) yıllık, manevî ve maddî değeri çok büyük bu el yazması Kuran-ı Kerîm’in şimdi nerede olduğunu merak ediyorum. Çankırı müzesinde ise, mesele yok.

ÇANKIRI VALİLİĞİ İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN CEVABI

(Kuran-ı Kerîm’in Büyük Cami’den 30.06.1996 tarihinde çalınmış!?..)

Çankırı Vali yardımcısı Sayın Mehmet Büyüktaş imzası ile şahsıma hitaben yazılmış 22.09.2005 tarihli yazıda aynen şöyle denmektedir:

Çankırı’da yayınlanan yerel Karatekin Gazetesi’nin 27 Haziran 2005 tarihli nüshasında; “Esen Kutlu hatun’un Vakfettiği 565 Yıllık Kuran-ı Kerim Nerede?” başlıklı yazınız üzerine konu bakanlığımız nezdinde araştırılmış olup, Bakanlığımız Kültür varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 09.09.2005 tarih ve 132593 sayılı yazılarında;”Sözkonusu Kuran-ı Kerim’in çalındığı, emniyet birimlerinin haberdar edildiği, ancak bugüne kadar bulunamadığı ekte örneği gönderilen Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün ilgi (c)’de kayıtlı yazısında belirtilmektedir.”

DİĞER TALEPLERİMİZ

Önce Çankırı Valiliği ve İl Kültür Müdürlüğü yetkililerini yazımız üzerine harekete geçmelerinden dolayı kutlarım. Valiliğimiz, 8.07.2005 tarihinde gazetedeki makalemizi ilgi tutarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yazı yazmış; Bakanlık konunun sahibi Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne yazmış; Vakıflar G.Müd.lüğü, 19.08.2005’de cevap vermiş, Bakanlık Çankırı Valiliği’ne 9.09.2005 tarihli yazısı ile durumu açıklamıştır. Bu kıymetli tarihi el yazması ile ilgili duyarlığa müteşekkir olduğumuzu belirtelim. Bu cevaplardan sonra, aşağıdaki hususları , yetkililerin ilgisine sunmayı görev addediyoruz:

1-Vakıflar Genel Müdürlüğü yazısında, Kuran-ı Kerîm’in Büyük Cami’den 30.06.1996 tarihinde çalındığı ve emniyet birimlerinin haberdar edildiği belirtilmektedir. Bu kıymetli eser, bir hayli yakın zamana kadar muhafaza edilmiştir. O günün gazetelerinde bu hırsızlık olayına dair bir haber var mıdır? O günün yetkili ve sorumluları , sanatseverleri, hangi tepkiyi göstermişlerdir? Yoksa böyle bir tarihi eserin kıymetini sadece hırsızlar mı bilmekteydi?

2-Bu işten hiçbir şekilde sorumlu olmayan Çankırı’nın bugünkü değerli idarecilerinden istirham ediyorum; bu tarihi eser hırsızlığının soruşturmasını yeni baştan ele alsınlar. Bizzat sanatla (resim ve şiir) uğraşan Çankırı Emniyet Müdürü Sayın Vadi Çiçekli, bu eseri bulmak kültür ve sanatımıza önemli bir katkı olacaktır. Kültürel birikimi ve konuya gösterdiği hassasiyetle Çankırı Valisi Sayın Ali Haydar Öner, inanıyorum ki işin peşini bırakmayacaktır.

3- Konudan doğrudan veya dolaylı haber sahibi olan vatandaşlarımız, lütfen ilgili mercilere bilgi versinler.

31 MAYIS 1996’da BÜYÜK CAMİ’den ÇALINAN

                EL YAZMASI ESERLE İLGİLİ
ÇANKIRI EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ’NÜN BİLGİ NOTU:

 

Sayın Hakkı DURAN’ın kaleme almış olduğu … köşe yazısında, 31.05.1996 tarihinde Çankırı Merkez Büyük Camide meydana gelen, 4 adet el yazması Kur’an-ı Kerim’in çalınması olayından bahsedilmiş ve el yazması Kur’an-ı Kerim’lerin akıbeti sorulmuştu.

Bu olayla ilgili yapmış olduğumuz araştırmalar; o dönemin Emniyet Müdürlüğünce Çankırı’da gerekli araştırmalar yapılırken tüm İl Emniyet Müdürlüklerine de olayla ilgili bilgi verildiğini ortaya çıkarmıştır. Hırsızlık olayı ile ilgili 04.04.2000 tarihine kadar hiçbir gelişme yaşanmamışken, o tarihte Amasya’da Camiden hırsızlık yapmak isterken yakalanan 5 kişi ve hırsızlığı organize eden 1 kişinin yakalanması ile Çankırı Büyük Camide meydana gelen hırsızlığın nasıl gerçekleştirildiği anlaşılmıştır.

 

            Hırsızlığı organize eden Y.D. vermiş olduğu ifadesinde; Amasya’dan önce Sivas, Tokat ile Çankırı’da bulunan Büyük Cami ve 100 metre ilerisinde bulunan mescitte de şebeke üyesi diğer kişilere hırsızlık yaptırdığını, çaldıkları malzemeleri M.A. isimli şahsa sattıklarını beyan etmiştir. Eskişehir’de yakalanan M.A.ile birlikte bahse konu illerimizdeki camilerden çalındığı anlaşılan seccade, kilim ve halılar ele geçirilmiş fakat el yazması Kur’an-ı Kerim’ler bulunamamıştır. Olayla ilgisi bulunan 7 kişinin ise adli makamlarca tutuklanarak cezaevine sevk edildiği öğrenilmiştir.

           Böylesi değerli eserlerin çalınması, Emniyet Müdürlüğü olarak bizi derinden üzmektedir. Geçmişte yaşanan bu hırsızlık olayının bugünde takipçisi olduğumuz ayrıca Çankırı’mızı ve tüm değerlerini korumak için büyük bir çaba içinde olduğumuz bilinmelidir.

  ÜÇ EL YAZMASI DAHA ÇALINMIŞ

Çankırı Emniyet Müdürü Sayın Vadi Çiçekli’ye verdiği bilgiler ve gösterdiği duyarlılık için teşekkür ederim. Bu açıklama neticesinde, Esen Kutlu Hatun’un vakfettiği Mushaf’dan başka  3 tane daha elyazması eserin çalındığını öğrenmiş bulunuyoruz.

Tespitlerimize göre, o günün Çankırı’sında bu hadise herhangi bir yankı yaratmış değildir. Basın haber değeri görmemiş veya haberdar olmamış; siyaset erbabı, belediye, valilik, kültür müdürlüğü, müftülük, dernekler, odalar vd. bir tepki göstermemişlerdir. Çankırılı aydınların bu konuda ne düşündükleri ayrıca merak konusudur. İlgili-ilgisiz her platformda “Çankırı sevdalısı”olduklarını dile getirenlerin bu eserler söz konusu olunca niçin kılları kıpırdamamaktadır? Kayıpların yürek yakıcılığı kadar, içimizi sızlatan bu duyarsızlık ve ilgisizliktir. Benim nezaket anlayışım, bu kadarını söylemeye izin vermektedir. Yorum sizlerin…..

comments
Yeni bir yorum yapın, or trackback from your own site.
Yeniden İmaret Hareketi - Çankırı Araştırmaları Sitesi www.cansaati.org