KÂTİP ÇELEBİ’NİN CİHANNÜMÂ’SINDA ÇANKIRI

The following two tabs change content below.
Hakkı DURAN

Hakkı DURAN

Hakkı DURAN

Latest posts by Hakkı DURAN (see all)

Hakkı Duran

                Kâtip Çelebi( 1609-1657), önemli bir Osmanlı aydınıdır. Yazdığı eserler, bir çok dile çevrilmiştir. Cihannümâ adlı eseri bir çok konuyu içermekte olup, döneminin en önemli coğrafya kitabı olarak anılmaktadır..

             

Daha önceki bir yazımızda bahsetmiş olduğumuz üzere, Katip Çelebi (Hacı Halife)’nin meşhur eseri Cihannümâ, 1648’ de yazılmıştır. Bu tarihten 83 yıl sonra ilk matbaayı kuran İbrahim Müteferrika tarafından basılmıştır.[1] Müteferrika’yı bu eseri basmaya teşvik eden ve elindeki müellif hattı yazmayı ona veren Çankırılı Osmanlı Şeyhülislâmı Dâmâd-zade Ahmed Efendi’dir.

 

Bu değerli eserde, Çankırı için yazılanlar: “Bu Liva halkı(Çankırılılar) ekseri ehl-i İslâm ve etraktendir(Türk’dür). Kisbleri: bağ ile geçinirler ve Tiftik keçisi ile takayyütleri vardır. Livâ-ı mezburun âlâ sahtiyanı olur. Bazı kasabalarında debbağhaneleri olup sürh(kırmızı) sahtiyanları bulunur. Fahir atlar besleyüp bey’ü şira ile ticaret ederler..”

 

Zamanımızdan 370 yıl kadar önce Çankırı’nın Türk ve Müslüman halkının uğraş alanları Katip Çelebi tarafından tespit edilmiştir.Bunlar;

             1-Bağcılık,
             2-Tiftik keçisi yetiştiriciliği,
             3-İyi kalite dericilik,
             4-Çankırı’ya bağlı kasabalarda dabakhaneler mevcutmuş ve kırmızı sahtiyan bile yapılmaktaymış.(kelimenin aslı Debbağhane olup, biz halk dilindeki şeklini kullanacağız)
5-İyi cins at yetiştiriciliği ve ticareti,
             6-Katır yetiştiriciliği.  

 

Cihannümâ’da verilen bilgiler esas alındığında üç yüz altmış yıl önce Çankırı’daki ekonomik faaliyetlerin en göze çarpanları, bağcılık, dabaklık ve hayvancılıktır. Hayvancılık alanında ise, tiftik keçisi, at ve katır yetiştiriciliği ön plana çıkmaktadır. Bu uğraşlardan bazıları gelişen teknolojiye paralel olarak işlevini yitirmiştir. Mesela katır yetiştiriciliği böyledir ki, yeni nesiller bu hayvanın fotoğrafını bile zor görürler. Ancak, diğerleri zamanımızda da varlığını sürdürecek veya yeni işlevler icra edecek konumdadırlar. Bunları ana başlıklar halinde inceleyelim.

 

KATIRCILIK

 

Motorlu taşıtların olmadığı devirlerin dayanıklı, iyi yük taşıyan, tarım işlerinde koşum hayvanı olarak kullanılan katır, Çankırı’nın bir bölümünde ticaretiyle de servet kaynağı olmuştur. Bir zamanlar, özellikle Yapraklı Panayırında katır alım satımının yüksek miktarlarda gerçekleştiği belirtilmektedir.
Kamyonların ortaya çıkışına kadar, her gün yüzlerce katır Çankırı-İnebolu, Çankırı-Ankara arasında gidip gelirmiş. Özellikle tuz nakliyatında katırlarla yapılıyormuş. Bir katırın 60-70 altına satıldığı devirler gelişen teknoloji ile tarihe karışmıştır.

 

DABAKLIK

 

  1. yüzyılın başında Çankırı’da en iyi gelire sahip esnaf gruplarından olan dabaklık, teknolojik değişime ayak uyduramamış ve tedricen yok olmuştur. Katip Çelebi’nin kaydettiği kasabalara kadar yayılmış dabakhaneler kaybolmuş, deriler işlenmek üzere Çankırı dışına gönderilmeye başlamıştır. 1930’larda esnafı bir araya getirerek şirketleşme çabaları başlatılmış; hatta Çankırı İl Özel İdaresi, o zamanlarda yeni teknolojiyi öğrenip getirmesi için Çekoslovakya’ya bir öğrenci göndermiştir. Ancak bütün yapılanlar sonucu değiştirmemiş, gittikçe kan kaybeden bu Ahi Evren mesleği de Çankırı’dan göç etmiştir. Çankırı’nın girişinde demiryolu güzergâhına rastladığı için sağlığı tehdit eden dabakhane binası yıkılmıştır.Dabakhanelerin 1930’lardaki durumunu göstermesi bakımından Çankırı’da sıtma savaş doktoru olarak görev yapan Dr. Halit Bey’in yazısına bakalım.

 

“ÇANKIRI’DA DABAKHANELER NE HALDE?

Umumi hıfzısıhha kanununun 263-275 maddelerini ehemmiyetle işgal eden gayri sıhhi müesseseler işte bunlardır. Cumhuriyet hükûmetinin kurmayı başardığı Irmak- Ereğli şimendifer hattı, iki sene evvel Çankırı’yı da ihya ederek tam ortasından geçerken çay kenarında güzergahına tesadüf eden eski dabakhane binasını mecburen yıkmıştı. Demiryolu, memleketi yeri itibariyle hakikaten nahoş olan gayri sıhhi bir müesseseden kurtarmıştır. Senelerce bu binanın oradan kaldırılması hakkında ne uzun münakaşalar cereyan etmiş, yine de bir hal çaresi bulunamamıştı. Evet, yıkılması lazım gelen şey yıkılıp gitti. Fakat bunun yerine müteaddit dabakhanecikler türeyip herkesin yaz olunca zevkle gittiği bahçe ve sayfiyelerin içine ; hatta doğrudan doğruya kasaba dahilindeki meskenlerin yakınına kadar sokulup yayıldı.

Bu sanat, Çankırı’da çok eskiden beri rağbet ve revaçtadır, erbabını da şüphesiz memnun ve müreffeh kılmaktadır. Bu yüzden geçinen bir çok kimselerin şimdi yer kalmadı diye terki sanat etmelerine imkan ve lüzum da yoktur. Sanatın revacını gören VİLAYET HUSUSİ İDARESİ, MEMLEKETİN GÜZİDE BİR GENCİNİ VAKTİYLE ÇEKOSLOVAKYA’YA GÖNDERİP DEBBAĞLIK FENNİ TAHSİL ETTİRMEMİŞ MİYDİ! Sayıları oldukça önemli bir yekun teşkil eden bu esnaf, şimdiye kadar birleşerek ortaya birer miktar sermaye koysalardı; ilimizin bu işe uygun bir bölgesinde daha mükemmel bir dabakhane inşa edebilmeleri mümkündü. Maalesef bunu yapmadılar; hep alışıldığı gibi belediyenin veya hükümetin kendilerinin elinden tutup yardım ve rehberlik etmesini beklediler! Gerçi belediye de bir aralık kendine akar ve irat sağlamak üzere, yeni bir dabakhane inşa ederek kısım kısım kiraya verilmesi hususunda ümit verici vaatlerde bulunmuştu; ancak, mali gücünün yetersizliği sebebiyle gerçekleştiremedi.

Geçen ilkbahar, açıkgözün biri de elinde bulundurduğu binlerce derinin kokup heder olması bahanesiyle ve alelusul müsaade almaya lüzum görmeyerek “Fesliğen” bataklığının ortasından çıkan binatlı suyun kenarına çerden çöpten bir debağat imalathanesi vücuda getirivermişti. Bu suretle kurulacak dabakhanelerin de bu mevkiye toplanmasını boş yere ümit ve intizar edip durmuştu. Tabii habis sıtmaların kaynağı ve yayıcısı olan bu sivrisinek yatağına, içinde bir çok insanın çalışacağı bir müessesenin temellerinin atılmasına kanunen de müsaade edilmezdi. Pis kokuların ve hâlâ köpek tersiyle işlem gören derilerden hasıl olan türlü atıkların her yere yayılan müteaddit dabakhaneciklerden akan ve yayılan maddelerin halkın sağlığını tehdit edeceği açıktır!

Bu mesele, şimdi tam bir çıkmaza girmiş, kavi ve himmetli bir elin kesin müdahelesini bekliyor. Şöyle ki; esnaf uzun müddet belediyenin bu husustaki önerilerine ve birleşerek ortak sermayeleriyle dabakhane inşa etmeleri hususundaki tavsiyeye kulak asmamıştır. Belediye de kızmış, bu söz dinlemezlerin üstesinden gelinmek üzere keyfiyeti, hükümet ve adli makamlara kadar intikal ettirmeye mecbur kalmıştır. Binaenaleyh bir taraftan memleketin sağlık ve hayatını tehdit eden, iktisadi tarafıyla bir çok ailenin geçim kaynağı olan ve belediyenin yetki sınırlarını aşmış farzedilerek hükümete kadar intikal ettirilmiş bulunan bu müzmin meselenin çözümü l üç şekilde varittir:

1 – Bu esnafın ki- paraları vardır- bir araya geldikleri taktirde dabakhaneyi inşa ettirebilirler. Fakat onları buna zorlamak için ellerindeki malzemeyi ve derileri hemen müsadere edip, icrayı sanattan men etmekten başka çare yoktur.
2 – Evvelce de vaat edildiği veçhile Belediye kendine akar olarak bir dabakhane inşa ettirip onlara kiraya verebilir.
3 – Vaktiyle sinema binası ve halıhanenin yapılmasında olduğu gibi, Hususi idare bütçelerinde alışılmış olan teşviki sanayi maddelerinden yararlanılarak dabakhane de yapılabilir.. Hulasa, her ne yapmak lazımsa süratle yapılmalı ve canı yanan halkın bu hususta uzun zamandan beri devam eden şikayetleri ortadan kalkmalıdır.”
(Duygu, 1931) Dr. H. A.

DABAKHANE VE MEZBAHANIN AÇILMASI

“İki seneden beri yapılmakta olan fenni mezbaha ve Tabakhane bugün merasimle açılmıştır.” (Çankırı Vilayet Gazetesi. 14 Haziran 1932) .

Dabakhanenin açılması bu mesleğin Çankırı’daki ömrünü biraz uzatmış olsa da, yukarıda belirttiğimiz üzere, sonraki yıllarda bu zanaat tamamen ortadan kalkmıştır.


1)İlk Matbaanın kurulması, 1728 yılında; Cihannümâ’nın basılışı ise, 3 Temmuz 1732’de gerçekleşmiştir..(bkz:, İ.Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, cilt IV, s.516)

The following two tabs change content below.
Hakkı DURAN

Hakkı DURAN

Hakkı DURAN

Latest posts by Hakkı DURAN (see all)

comments

Related posts