MEHMET TEVFİK DURLANIK (1871-29 Şubat 1944)

Osmanlı Meclis-i Mebusanı ve İlk TBMM’de Çankırı’yı temsil eden Tevfik Efendi, 1871’de Çankırı’da doğdu (1). Müftü ve Müderris Ünürlü Sofîzâde Mustafa Hâzım Efendi’nin oğludur. Annesi Nazife Hanım’dır. İlk ve orta öğretimini 1887’de Rüştiye’de tamamladıktan sonra İstanbul’a giderek Fâtih Medresesi’nde öğrenim ve eğitim gördü. 1896’da icâzet aldı. 25 Mart 1903’te halkın seçimi ile Sinop Müftülüğüne getirildi. Ayrıca Sinop Alâiye Medresesinde Müderrislik ve Alâiye Camiinde Kürsü Şeyhliğini ek görev olarak yürüttü.
Aslen Ünür köyünden olan ailede MUSTAFA EFENDİ- YETİM MEHMET EFENDİ- SOFÎ İSMAİL EFENDİ- MUSTAFA HÂZIM EFENDİ- MEHMET TEVFİK EFENDİ isimlerinden oluşan bir ulemâ zincirini tespit ediyoruz.

 
SÜRGÜN ve MECLİS-İ MEBUSAN YILLARI

 
21 Nisan 1906’da yasak olan bir toplantının tertipçisi olduğu iddiasıyla görevden alınarak Çankırı’da ikamete memur edildi. 15 Şubat 1907’de Fizan’a(2) sürgün edildi. Arkadaşları ile bir süre kaldıkları hapishanenin duvarını delerek kaçmayı başarmışlardır. M. Tevfik Efendi, maceralı bir yolculuktan sonra Fildişi sahillerine varmış, oradan bir gemiye binerek İngiltere’ye, 45 gün sonra da Fransa’ya geçmiştir. Paris’te bulunduğu sırada Meşrutiyetin ilan edildiğini öğrenmesi üzerine memlekete dönmüştür.
Mebusan Meclisinin 1. dönemi için 16 Ekim 1908’de yapılan seçimde Çankırı Milletvekili oldu. Evkaf ve Defter-i Hâkanî Komisyonu başkanı olarak Defter-i Hâkanî (Tapu-Kadastro) İdaresinin yeniden düzenlenmesine memur edildi.
2. dönemde yeniden Çankırı Milletvekilliğine seçildi. Ancak savaş ve sıkıyönetim sebebiyle Meclisin feshi üzerine Çankırı’ya dönerek HÂZIMİYE Medresesinde müderrislik yaptı. Kasım 1914’te Bidayet Mahkemesi Üyeliğine seçildi. Ancak 14 Aralık 1914’te açıklanmayan siyasi bir sebeple Mahkeme Heyetiyle birlikte görevden alındı. Sonradan bir kusuru olmadığı anlaşılarak görevine devam kararı alındıysa da memuriyete girmeyerek müderrislik ve vaizliği sürdürdü.
1 Ocak 1919’da İl Genel Meclisi âzalığına seçildi. 20 Nisan 1919’da Çankırı Müftüsü oldu. Bu görevde iken Mebusan Meclisinin son dönemine tekrar Çankırı Milletvekili seçilerek 1 Ocak 1920’de Meclise katıldı.

 

 

                                        MİLLÎ MÜCÂDELE ve TBMM ÜYELİĞİ
      İstanbul’un işgalinden sonra Meclisin feshi üzerine Çankırı’ya döndü ve tekrar Çankırı Müftülüğüne seçildi. Ancak Heyeti Temsiliyenin talimatına uyarak görevden ayrılıp Ankara’ya geldi ve 24 Temmuz 1920’de TBMM Genel Kuruluna Çankırı Milletvekili olarak takdim edildi. Mecliste İrşad, Şer’iye-Evkaf, İktisat, Anayasa, Tapu-Kadastro Komisyonlarında ve Memurin Muhakematı Tetkik Kurulunda çalıştı. 2. toplantı yılında Tapu-Kadastro, 3. toplantı yılında Şer’iye-Evkaf Komisyonunun Başkanlığını yaptı. Bu arada 21 Eylül 1920’de Konya İstiklal Mahkemesi Üyeliğine seçildi ve 18 Şubat 1921’e kadar bu görev yürüttü. Dönem içinde 9’u gizli oturumlarda olmak üzere kürsüde 93 konuşma yaptı. 4 soru önergesi verdi. Müftülerin yaş sınırına tabi olmadan hizmete devamları hakkında arkadaşlarıyla yaptığı öneri, 147 sayılı kanun olarak 27 Ağustos 1921’de kabul edildi. Mecliste Hacı Tevfik Efendi olarak anılırdı. (Osmanlı dönemi resmi kayıtlarında da benzeri bilgiler mevcuttur.)

 

                                                 

  SON YILLARI ve VEFATI
Milletvekilliği sona erince yeniden hizmet isteminde bulunması üzerine 12 Temmuz 1923’te Çankırı vaizliğine tayin edilmiştir. Kendi isteği ile 18 Kasım 1932’de emekliye ayrıldı. Sonraki hayatını tarımla uğraşmak ve okumakla geçirdi. 29 Şubat 1944’te vefat etti.. Çankırı’da toprağa verildi. Evli olup yedi çocuk babası idi. (3) Mevlâ rahmet eylesin!

Yanda Hacı Tevfik Efendi’nin mezartaşı görülüyor.
Kitâbesinde “MÜFTÜZÂDE
HACI TEVFİK
EFENDİ
RUHUNA
FÂTİHÂ
1871-1944”
ibâresi yazılıdır.

____________________________________________________________________________________________
(1)Tayip Başer, doğum tarihini 1869 olarak kaydetmiştir.Bkz. Karatekin Uluları s.43-44.
(2) Fizan, Osmanlı döneminde Trablusgarp-bugün Libya- vilayetinde bir sancak olup, sürgün yeriydi. Halen dilimizde “Fizan’a sürülmek” bir deyim olarak yaşamaktadır.
(3) Tayip Başer, çocuklarının sayısını üç erkek ve iki kız olmak üzere beş olarak vermiştir. Ayrıca dindar, zeki ve kuvvetli milliyetçi olduğunu da ilave etmiştir.

comments

Related posts