MOĞOL İSTİLASI ve ÇANKIRILI NUSRET ÇELEBİ

The following two tabs change content below.

Anadolu Selçuklu Devleti, 1243-1335 yılları arasında Moğol istilasını yaşamış, Türkiye ahalisi Moğol valiler ve işbirlikçi devlet adamlarının elinde büyük zulümlere maruz kalmıştır. Bu dönemde Muineddin Süleyman Pervane, (1262-1277) yılları arasında ülkede iktidarı elinde tutmuş bir devlet adamıdır. Bu zatın oğlu tarafından Çankırı’da büyük zulümler yapılmış olması hasebiyle önce Muineddin Pervane ‘nin kimliği ve icraatından bahsederek sonra asıl konumuza geçebiliriz.

MUİNEDDİN SÜLEYMAN PERVANE(1262-1277)

Süleyman Pervane’nin babası Horasanlı vezir Mühezzibüddin Ali Moğol istilası sonucu Anadolu’ya bir delikanlı olarak sığınmıştır. Konya’da medrese tahsili yapmış maliye nazırı Müstevfi’nin himayesine girmiştir. A. Keykubad’ın dikkatini çeken bu kabiliyetli genç, Kösedağ bozgunu sonrası Azerbeycan’da Baycu Noyan ve Moğol yetkililerini sulha ikna etmiştir. Oğlu Muineddin Pervane babasından aldığı kabiliyet ve tecrübeyi kullanarak Moğollara nüfuz etmiş, kısa zamanda nüfuzlu bir konuma gelmiştir.

15 yıllık bir dönemde devletini tam yetkiyle yöneten Muineddin Pervane önemli bir devlet adamıdır. Bunalımlı bir dönemde Baycu, daha sonra Hulâgü ve Abaga hanların itimat ve dostluklarını kazanmış, saltanatı İzzeddin Keykâvus’dan Kılıçaslan’a devredilmesini sağlayarak kendi hakimiyetini kurmaya çalışmıştır. 1262 ile öldürüldüğü 1277 yılları arasında Moğollara dayanarak bir hükümdar gibi ülkeyi yönetmiştir. Ülkenin asayiş durumunu fevkalade iyi bir duruma getirmeyi başarmıştır. Âlim ve sanatkarları himaye etmiş, onlarla dostluklar kurmuştur. Bunlar arasında Fahreddin Irakî, Sadreddin Konevî ve Mevlânâ Celaleddin de bulunmaktadır. Moğol istilası ve diğer karışıklıklardan istifade eden Trabzon Komnen’leri 1261’de Sinop’u ele geçirdiler. Pervane Süleyman, Moğol hükümdarı Abaga ‘dan izin alarak 1266’da Sinop’u geri aldı. Kılıç Arslan’dan Sinop’un kendisine temlik edilmesini istedi. Sultan bunu yapmak istemedi. Pervane Süleyman, Sultan Rükneddin Kılıçarslan’ı Baybars ile gizlice anlaştığı şeklinde Moğollara şikayet etti. Bu tertibin sonunda sultan öldürüldü. Kendisi de Moğollar ve Memlukler arasında ikili oynamaya başladı. Bu canbazca siyaset sonunda onu da mukadder akıbetine sürükledi. 1277 yılı Ağustos ayında öldürüldü. İhtirası yüzünden sebeb olduğu bazı zulümlere rağmen, yüksek zekası, mahirane siyaseti ile o karmaşık ve buhranlı ortamda Müslüman ahaliyi korumaya çalışmış ve ülkede asayişi tesis etmiştir. Bu yüzden ölümü halk nezdinde üzüntü yaratmıştır.
Baybars’ın Kayseri seferi, Hatiroğlu isyanı ve bunun sonucunda Abaga’nın Anadolu seferi sonrası Moğol zulmü kat be kat arttı. Bir çok devlet adamı Baybars’ın yanında yer almaları sebebiyle idam edildi veya memleketten kaçmak zorunda kaldılar.

PERVANE OĞLU MEHMET BEY

Mu’ineddin Pervâne’nin oğlu Mehmed Bey, babasının zamanında Sinop’ta bulundu. Gazan Han zamanında Sultan Mesud döneminde Türkiye dört malî bölgeye ayrıldı. Bunların başına dört görevli atandı ki Pervane oğlu Mehmed Bey, yine pervanelik makamına getirildi. Moğollara 6.000.00 akçe vergiyi bu dört kişi toplayıp teslim etmeyi taahhüt ettiler. Bu miktar, mültezimlerin kendi hisseleri haricindeki net meblağdı. Bu dört kişi kendi bölgelerine giderken Mehmed Bey, Kastamonu tarafına yöneldi. Babasının adamları da etrafında toplandılar. Mehmed Bey, Moğollara taş çıkartacak zulümler icra ederek halkı soymaya girişti. Geçmiş ve gelecek yıllara ait vergileri birden toplamaya, adamları için fazladan vergiler koymaya girişti. Nitekim Çankırı(Kankırı)’ya varınca halkın mallarını yağma etti. Zenginlere ait mal, hayvan, zahire ..ne bulduysa aldı. Hatta bu sebeple işkenceler uyguladı. Muzafereddin Tuğrâi ve Asileddin Müstevfî işkenceler sırasında öldüler.

NUSRET ÇELEBİ

“…Filhakika Mu’îneddin Mehmed Beyin soygunculuğu haddini aştı ve eskisinden daha fazla zulümler yaptı. Kastamoni’ye giderken Çankırı’ya uğrayan Mehmed Bey burada bütün zenginleri yağmaya başladı ve birçokları da bu sebeple vatanlarını terk etti. Bu zenginler arasında Nusretüddin Çelebi’nin âkıbeti çok kötü oldu. Devrin büyüklerinden sayılan, hayır müesseseleri, fakirleri himayesi, güzel ahlâkı ve kültürü ile herkesin sevgisini ve saygısını kazanan Nusret Çelebi, aynı zamanda, çok zengin bir kimse idi. Ahırında 700 atı, 10.000 davarı vardı. Toprak mahsulleri ve vakıflarının irâdı da yılda 10.000 dirhem (akçe, takriben 200.000 lira) tutuyordu. Mu’îneddin Mehmed, işte bu mühim ve “aziz” insanın bütün servetini yağma etti. Çelebi vatanını terk ederek Aksaray’a geldi ve Moğol kumandanı Sutay’a sığındı. Mücîrîddin Emir-şah’ın desteği ile Aksaray valiliğine tayin edildi ise de uğradığı felaket üzerine çok yaşamadı ve öldü.” (1)

1298 yılında III. Alâddin Keykubâd’ın Selçuklu tahtına çıkması üzerine bu dörtlü malî taksim idaresi son bulmuş ve Pervane Mehmed Bey’in de hastalanarak ölümü üzerine, halk rahat bir nefes almıştır. Pervane oğlu Mehmed Bey’in Moğollara karşı isyan hazırlığı içinde olduğu, halktan zorla aldığı paraları babasının intikamını almak için askeri kuvvet teşkil etmek üzere topladığı iddiası mevcuttur.
———————————————————————————————————–
(1) Prof. Dr. Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul 1993 sf. 626. Nusretüddin Çelebi’nin “hayır müesseseleri, fakirleri himayesi, güzel ahlâkı ve kültürü ile herkesin sevgisini ve saygısını kazanan” kişiliği dikkate değer.

The following two tabs change content below.
comments

Related posts