OSMANLI TÜRK MÜYDÜ?

The following two tabs change content below.
Hakkı DURAN

Hakkı DURAN

Zaman zaman çeşitli medya organlarında Osmanlının Türklüğü konusunda tartışmalar yapılmaya çalışıldığı müşahede edilmektedir. Âlim bir şahsiyet olan Hoca Sadeddin Efendi(1536-1599)’nin Tâcü’t-Tevârih adlı meşhur tarih kitabında buna dair aktardıkları, konuya açıklık getirecek niteliktedir.

Âl-i Selçuk Mâverâün-nehir’den İran topraklarına geçtiği yıllarda bilece olan Türk boylarından Osmanoğullarının ulu atası Kayı Han’ın boyu da Merv-i Şahican sınırı üzerinde Mahan şehrinde yerleşmişti. Bu boy, devletleri birbirine katan Cengiz karışıklığı ortaya çıkınca Doğu Anadolu sınırı üzerinde Ahlat’a göçmek zorunda kalmıştı. Moğolların zarar ve ziyanları en sonunda bu ülkeye de erişince “yeryüzü bütün genişliğine rağmen siz edar geldi ve sonra yüz çevirip kaçtınız’ hükmü gereği boyun eğerek oturmanın, ezilmeye ve incinmeye yol açacağı, görgü sahiplerince de bilindiğinden yeniden gurbete yönelmek uygun görüldü. Bunun üzerine bu soylu boyun beyi Kaya Alp oğlu Süleyman Şah, bütün boy halkı ile Rum ülkesine göçtü. Tarih-i Neşrî’de bu konuda şöyle bir açıklama vardır. Sözü edilen boy, Ahlat yöresinde 170 yıl kaldıktan sonra, 616(m.1219)yılında Cengiz orduları bu bölgeye saldırınca, Kaya Alp oğlu Süleyman Şah, Rum diyarında Erzincan’a göç etmiş, birkaç yıl kadar orada yaylak ve kışlak tutmuştu. Ancak anılan çevrede sürüler ve hayvanlar için yeter ölçüde otlak bulamadığından eski yurtlarına dönmek niyetiyle Haleb’e doğru inmişti. Caber kalesi önüne gelip de atı ayağını uygunsuz bir yere basınca tökezlendi ve binicisiyle birlikte sulara gömüldü. Cesedi daha sonra çıkarılarak Caber Kalesi altında toprağa verildi.

Beyt:
Hoşlanıb sevmezdi akarsulardan ol
Ölümse bir ırmakta buldu ona yol

Bugün bile buradaki kabre Türk Mezarı derler.

Süleyman Şah’ın yetişkin dört oğlu kaldı. Sungurtekin, Gündoğdu, Ertuğrul Gazi ve Dündar. Gündoğdu ile Sungurtekin asıl yurtlarına dönüp yerleştiler. Ertuğrul ile Dündar, varlarını din yolunda harcamayı öngörerek Pasin ovasında Sürmeliçukur’da yurt tuttular. Bir süre geçince Ertuğrul Gazi, gaza ve cihada niyet ederek en büyük oğlu Savcı Bey diye tanınan Saruyatı’yı Rum ülkesinin sultanı Selçuklu soyundan Keyhusrev’in oğlu Alâaddin-i Keykubad’ın huzuruna göndermiş, boyunun konacağı ucun açıklanmasını istemişti.

Sultan Alâaddin onlara Ankara ucu üzerinde Karacadağ’ı tahsisi etmiştir. Bundan sonraki günlerini hak yolunda gaza için harcayan Ertuğrul Gazi, doksan yaşını geçmiş 1281’de, çocuklarına güzel vasiyetlerde bulunarak beylik görevini oğlu Osman Gazi’ye bırakarak fena yurdundan beka ülkesine göç etmişti.

Hazret-i Hak ruhunu şâd eylesin
Evladı yurdunu âbâd eylesin

Onun nur dolu kabri Söğüt kasabasındadır.

Bu uzun ömürlü devlete başlangıç ve bu nâme-i hümâyuna ad olan gaza ve savaş alanının arslanı Gazi Osman Bey devrini açıklar.

Burada, bazı tarihçilerin bu yüce soyu, Nuh Peygamberin oğlu Yafes’e kadar bağlayışları belirtilmelidir. Şöyle ki, sırasıyle Kayı Han, oğlu Kara Han, oğlu Oğuz Han, oğlu Gök Alp, oğlu Tumış, oğlu Baytemûr, oğlu Bodulgan, oğlu Korkhulu, oğlu Süleyman Şah, oğlu Karaoğlan, oğlu Kumaş, oğlu Balçuğ, oğlu Kor Han, oğlu Çarbuga, oğlu Sevünc, oğlu Baysay, oğlu Khormir, oğlu Başbuga, oğlu Yimak, oğlu Kızılboga, oğlu Turaktı, oğlu Cantemûr, oğlu Kartarı, oğlu Kamarı, oğlu Uztag, oğlu Göc Beğ, oğlu Toğmış, oğlu Togra, oğlu Bay Beğ, oğlu Yalavaç, oğlu Yassu, oğlu Kara Han, oğlu Turak, oğlu Kunlug, oğlu Çemendur, oğlu Yasağ, oğlu Toktemûr, oğlu Sunkur, oğlu Bolagay, oğlu Sakur, oğlu Karayatu, oğlu Togra, oğlu Aykutlug, oğlu Baytemûr, oğlu Kızılbuga, oğlu Kaya Alp, oğlu Süleyman Şah, oğlu Ertuğrul, oğlu Osman Han gelmektedir. Bunlardan Kayı Han’ın, yine Yafes’in soyundan olup, daha önce hanlıkta bulunan Dip Tokay’ın oğlu olduğu söylentisi de vardır.

Ertuğrul Gazi böylece ölümsüzlük sarayına göçünce yerini üç oğlu almıştı. Gazi Osman Bey, Gündüz Bey ve Savcı Bey. Ama, ikbal sabahının ilk huzmeleri, devlet hilâlinin ilk ışıkları Osman’ın mutluluklarla parıldayan alnına doğdu. Devletin yücelişi mutlulukların tanyeri, kutlulukların kaynağı olan güzel yüzde parıldadı. Himmet çomağı devlet çevganını kardeşlerinin elinden kaptı. Mimarlıktaki üstün yetenekleriyle ulu saltanat köşkünü kendi adına yaptı. Halis niyeti ve rahat davranışları ise, reâyanın çobanlığı, berâyanın da koruyuculuğu için birer gerek olduğu gibi. Ye’cuc takımının fitne ve fesadı için de başlıca engel oldu.”.

Osmanlı Devleti’nin ilk dönem tarihçileri, Osmanlı hanedanının Oğuz Han neslinden olduğu rivayetini dile getirmektedir. Aynı zamanda şeyhülislamlık görevi yapmış olan Hoca Sadeddin Efendi de bunlardan biridir. Bu eserler, bizzat padişahlara takdim edilmekte idi. Bütün bunlara rağmen ‘Osmanlı Türk müydü’ şeklinde etrafa şüphe salma gayretinde olanlar, öncelikle kendi milliyetlerini ve cibilliyetlerini gözden geçirmelidirler.

Şecerenin tarihi gerçeklerle ne denli bağdaştığı şüphesiz tarihçilerin değerlendireceği bir husustur. Önemli olan Osmanlıların Oğuz Han nesline aidiyet şuurudur ve bu her şeyden önemlidir.

Osmanlı hanedanı, her şeyiyle Türk olup milletimize Türk-İslâm medeniyetinin her bakımdan zirveye ulaştığı bir dönemi yaşatmışlardır. Allah onlardan razı olsun!
___________________________________________________________________________________________________________________________________________
(1)Hoca Sadeddin Efendi(1536-1599): Padişah hocalığı ve şeyhülislamlık gibi önemli vazifelerde bulunmuş bir alim ve devlet adamıdır. Yavuz’un musahibi Hasan Can’ın oğludur. İyi bir tahsil görmüştür. Onu yönlendiren kişi ünlü Osmanlı Şeyhülislâmı Ebussuud Efendi’dir. III. Murad ve III. Mehmed’in dönemlerinde devlet hayatında etkili olmuş bir şahsiyettir. Haçova zaferinin kazanılmasında etkin bir irade göstermiştir. Aynı zamanda üç dilde şiir yazabilen, hattat, şair ve sanatçıları koruyan bir kültür adamıdır. Başka dillerden Türkçeye çevirdiği eserler mevcuttur. Osmanlı tarihi konusunda gördüğü noksanlığı tamamlamak üzere Tâcü’t-Tevârih adlı meşhur tarih kitabını yazmıştır. Asıl şöhretini sağlayan bu eseridir. Tâcü’t-Tevârih, 5 cilt olarak İsmet Parmaksızoğlu tarafından günümüz Türkçesine aktarılmıştır.

The following two tabs change content below.
Hakkı DURAN

Hakkı DURAN

comments

Related posts