RAMAZAN AYI ve KÜLTÜRÜMÜZ-2

The following two tabs change content below.
Hakkı DURAN

Hakkı DURAN

Çankırı şairlerinden Abdioğlu Ali Bezlî(ö.1901)(1), bir Ramazan akşamı Hacı Yusuf Zâde’ye iftara davet edilmiş. Okçuoğlu(2)’nun da davetli olduğunu söylemişler. Hoca (Abdioğlu Ali Bezlî), akşam topa 10 dakika kalarak Hacı Yusuf zâde’nin Sarı Baba’daki konağına varır ve kapıda karşılanarak davetlilerin bulunduğu odaya çıkarılır.

Hoca odaya girince Okçuoğlu’dan başka, külhanî Âşık Osman(3), Âşık Nuri Baba(4), Sazende Hüsmen(5), Yamak Hüseyin Ağa(6), Manıcı Ahmet Ağa(7), Gırnatacı Akgül(8) ve birkaç kişi daha vardır.

Hoca(Abdioğlu Ali Bezlî), içerdekileri görünce, geçerken sobanın üstünde duran maşayı eline alarak kendisine gösterilen köşeye geçip oturur. Okçuoğlu;
-Hayrola hocam, maşayı ne yapacaksın? Bezlî, fırsatı ganimet bilerek;
-Efendim, takımda bir ZİLLİ MAŞA noksan da….
Çok nüktedan bir zat olan Okçuoğlu;
-Hocam yalnız maşa size kâfidir!… Ev sahibini işaret ederek;
-Zilleri de efendi hazretlerine bıraksanız iyi olur.

BİR YORUM
Bu fıkrayı okuduktan sonra gülüp(veya gülmeyip) geçebiliriz. Bu fıkra, zilli maşanın ve de soba maşasının ne olduğunu bilmeden; Çankırı halk musikisi hakkında az-çok malumat sahibi olmadan pek bir şey ifade etmeyebilir.
Bana sorarsanız, Çankırı’ya ait şu ana kadar duyduğum en anlamlı fıkralardan biridir. Nüktesi yerli yerinde; bir dönemin uleması, esnafı, âşık ve müzisyenleri bir aradadır. Fıkra değil, sanki tarihtir.

HÜSMEN AĞA
Geçenlerde Tahsin Nahit’in Uygur’un “Çankırı Halk Edebiyatı” kitabına bakarken, Hüsmen ile ilgili bir not gördüm. Doğum ve ölüm tarihlerini bilemediğimiz Çankırı’nın meşhur sazendesi Hüsmen hakkında verilen bilgiler, yaşadığı dönem hakkında bazı ip uçları taşımaktaydı. Uygur, meşhur “Burçak Türküsü”nü ondan dinlemiş, türkünün sözlerini kitabına aynen almıştır. Yazıda şöyle deniyordu:

“Çankırı’nın geçen sene ölen yetmişlik bir sazcısı vardı. (Hüsmen) adıyla maruftu. On iki telli saz çalardı. Her havadan anlardı. Beş altı sene evvel, işte bu Burçak türküsünü o hem söyledi, hem çaldı idi; ben de aynen not etmiştim.” (Çankırı Halk Edebiyatı. S.51.)
Bu makale, Hakimiyet-i Milliye gazetesinde 1926 yılında neşredildiğine göre, Hüsmen’in vefatı 1925 yılında vuku bulmuş olmalıdır. Yetmişlik ifadesi bir kesinlik ifade etmese dahi, Hüsmen , 1850-55 yılları civarında doğmuş olabilir.
Şeyhoğlu Hasan Üçok, aynı kişiyi Hüsmenoğlu Hasan Ağa olarak tam adıyla kaydetmekte ve hakkında şu açıklamaları yapmaktadır:
“…..bir vakitler memleketin yegâne sohbet sazcısı ve bu âlemlerin emsalsiz ele başısı olan Hüsmenoğlu Hasan Ağa’yı rahmetle yâd etmek isterim.
Kırk beş sene gibi uzun bir müddet bütün sohbetlerde saz çalan bu adamın “Ben deve dişi gibi adamların baş ağalığında saz çalmışım.” diye müftehirâne sözlerini unutamam. Hasan Ağa’nın sohbetlerin en parlak devirlerinde , tam hafta, her gece yârâna tutulduğu ve Tanrının bir gecesi boş kalmadığı çoktu.
On iki telli saz çalardı. Yâr ü vefâdarı Santurcu Topal Nikola, Kemancı Kalecikli Ali Dayı yahut Ese’nin Mehmet Çavuş idi.” .(bkz.Çankırı Tarih Ve Halkıyatı)

BİLMECELERDE ORUÇ ve RAMAZAN

“Yere vurdum yumruğu
Budur Hakk’ın buyruğu
Otuz okka gövdesi
Altmış okka kuyruğu” (Oruç ve kefâreti)

“Bir dedem var uzun mu uzun,
Yılda verir otuz salkım üzüm.” (Ramazan orucu)

“Akını yesem haram,
Karasını yesem sevap.
” (Ak:gündüz; Kara:gece)

RAMAZAN MANİLERİ
Çankırı’da söylenen Ramazan manilerinden:
“Büyük Cami direk ister
Söylemeğe yürek ister
Benim karnım toktur emma
Arkadaşım börek ister

Çankırı’nın Ulu Camisi
Yetmiş ikidir pençiresi
Hanım pençireden bakarken
Yandı pilâv tenciresi”

Bereketli, sıhhat içinde bir Ramazan geçirmenizi dilerim.
…………………………………………………… …….
(1) Ali Bezlî: Abdioğlu Ali Efendi, 1257(1841/42)’de Çankırı’da doğmuştur. Âlim ve şairler yetiştirmiş bir sülâleden gelmektedir.Dedesi Büyük Cami İmamlığı yapmış Hafız Ali, babası ulemadan Hacı İbrahim Efendi’dir. İstanbul Fatih Medresesi’ne devam etmiş ve icazet almıştır. 1887’de siyasi olaylara karışan medreselilerden oluşan İlmiye alayı içinde yer alarak mülazım rütbesiyle Aleksinaç muharebesine katılmıştır. Ahmet Kemal Üçok, (Abdi oğlunun ilmiye taburunda zabitlik ettiği Şıbka savaşında Selami Paşa’nın bunlara hitaben:
-Kavga kaşâsı köpek oğulları, milletin başını belaya soktunuz! deyerek ilk safa sürerek çok zayiat verdirdiğini Abdi oğlu merhumdan işittim.) demektedir.
Abdioğlu Ali, Ali Suavi ile ilişkisi olduğu için -Ali Suavi öldürülünce- güç bela Çankırı’ya kaçmıştır. Çileli bir hayatı olmasına rağmen nükteleri ve şakacılığı ile etrafını daima güldürmüştür. 1901’de vefat etmiştir. Şiirlerinden bazılarını A.Talat Onay Çankırı Şairleri’ne almıştır.
(2) Okçuoğlu Şakir Efendi: Çankırılı medrese âlimlerinin önde gelenlerinden biridir. İstanbul dersiâmlarından ve son şeyhülmüderrisin idi. Ali Efendi ile devamlı şakalaşanlardan biridir.
(3)Külhâni Âşık Osman: Çankırılı Yeşillioğullarından Çolak Osman namıyla bilinen ve Pünhânî mahlâsıyla şiirler yazmış bir kimsedir. Herkese takılan, nüktedan ve bakkallık yaparak geçinen bir zat idi. 1921’’de vefat etmiştir.
(4)Nuri Baba: Çankırı’nın Saray mahallesinden uzun boylu, gür sakallı bir kimse olup, sazı omzunda köyleri dolaşan bir âşık imiş. Bezci esnafından olan Nuri Baba’nın vefatı, 1906’dan sonradır. Yazdığı “Gelin-Kaynana Destanı” zamanında çok beğenilmiştir.
(5) Hüsmen: Çankırı’da on iki telli sazı en iyi çalan kişi olarak bilinmektedir. Onay, “Hüsmen’in Hasan Ağa olarak kaydediyor. Yukarıda bilgi verdik.
(6) Yamak Hüseyin Ağa: Urgancı Hüseyin akla geliyorsa da tarihen mümkün olup olmadığını bilemiyoruz.
(7) Manıcı Ahmet Ağa: Kim olduğunu bilemiyoruz.(Ahmet Altuner aklıma geldi, ancak, Dobi Ahmet’in olması tarihen mümkün değildir, zira Abdioğlu o doğmadan vefat etmiştir.) A. Talat Onay’ın kaydettiği, Hacı Ahmet veya Saraç Ahmet Çavuş’tan biri olabilir.
(8)Gırnatacı Akgül’ün de kimliğini bilemiyoruz.

The following two tabs change content below.
Hakkı DURAN

Hakkı DURAN

comments