ZEKİ ÖMER DEFNE’NİN HİÇ YAYIMLANMAMIŞ İKİ ŞİİRİ-2

                        GÖNLÜFERAH’TAKİ ŞİİR ve MUSİKÎ GÜNLERİ
Şair Halil Soyuer, Gönlüferah toplantılarını şu şekilde anlatmaktadır:
“Gönlüferah otelinde hemen hemen her ay bizi davet eder, toplardı. Şiir ve müzik ırmağı içinde iki gün yüzer dururduk. Otelin üst salonu o gece bize ayrılırdı. Genellikle İstanbul’dan Zeki Ömer Defne, Orhan Şaik Gökyay, Prof. Dr. Selahattin İçli, Dr. Alaeddin Yavaşça, Şair Hüseyin Tansever, ses sanatçısı Serap Mutlu, İnci Çayırlı, Perihan Altındağ Sözeri, Müzeyyen Senar hatta Safiye Ayla, İzmir’den bestekâr Avni Anıl, Ankara’dan Hayati Vasfi Taşyürek, Cemal Sâfi, Osman Babuşcu, Ziya Taşkent ve ben katılırdık. Gelemeyenlere öylesine üzülürdü ki. İstanbul’dan Bekir Sıtkı Erdoğan da o günlerde Gönlüferah’ta olurdu. Bizlere Bursa’daki sanatçı ve şairler de katılırlardı. Erdinç Çelikkol yönetimindeki saz heyeti hazır beklerdi. Şairler şiirlerini, ses sanatçıları şarkılarını okuyarak geceye katılırlardı. Sohbetlerin en cömerdi bu gecelerde olurdu.”
“Bursa’yı, Bursa’daki dost sıcaklığını, Gönlüferah sohbetlerini çok severdi. Onun için hemen her ay Gönlüferah’ta buluşurduk. Bir sohbet sırasında da bestekâr Avni Anıl’a takılmış “Bestelerinizde biz ne zaman sıra alacağız” demişti.
BURSA ŞAHANLARI ya da Öz Evlâttan İleri İki Adam
Yine Gönlüferah’lı sabahlardan birisinde, kahvaltı yapıyorduk. Masamızda Prof. Dr. Selâhattin İçli, Hüseyin Tansever, Orhan Ete, Avni Anıl, Serap Mutlu Akbulut ve Erdinç Çelikkol da vardı. Hocamız, o gür sesiyle “bir dakika beni dinleyecek misiniz” diye sormuştu. Sustuk ve kulağımızı hocamıza verdik. O gece yazdığını söylediği şiirini bize okumuştu.

İki omzumdan iki gök şahan uçurdum
Hangi şikârın peşindeler ki şimdi?
Bir yad yolda, bir körü izliyor gibiydim
Ben geliyorum demiyor ki tehlikeler
Yürüyordum gözlerim hep yolda idi.

Bursa’da buldum yiten şahanlarımı
İki kanattı, biri imândan bir aşktan
Biri Kerbelâ biri Pencap’tan iki simge
İki can ki koldan kanattan ileri

Uçurdular uçamadıklarımı
Çıkardılar yedi kat göğün üstüne
Geleceğim ne güzeldi, gördüm döndüm
İndim yere yazıldılar kütüğüme
İki evlât ki öz evlâttan ileri.

Şiirinde öz evlâttan ileri iki evlât dediği, şair Hüseyin Tansever ile Galatasaray Lisesinden öğrencisi, Gönlüferah Oteli’nin sahibi tekstilci Orhan Ete. Bunlarda Orhan Ete, Hocamızdan önce Amerika’da geçirdiği kalp ameliyatı sonucu öldü; Hüseyin Tansever de Hocamızdan bir yıl sonra Hakk’ın rahmetine kavuştu.”
Orhan Ete, bir keresinde hocası Zeki Ömer Defne’yi Bursa’ya yazdığı bir şiirle davet etmiştir. Soyuer’in aktardığı şekliyle bu şiirli davetiye: “Zeki Ömer Hocamız, bir gün Ankara’ya gelmişti. Buluştuğumuzda cebinden bir şiir çıkarıp okumuştu. Orhan Ete yazıp yollamıştı. Zeki Ömer Hocamız, Orhan Ete’nin Galatasaray Lisesinden öğretmeniydi.

 
Başkadır Bursa’da baharın tadı
Gelin de beraber tadalım Hocam
Susadı sohbete gönül susadı
Yine bir iki tek atalım Hocam

Sabah şafak vakti bülbülü dinle
Akşam demli çayla Yeşil’de ezan
Sonra şiirinle coştur bizleri
Beraber olmaya doyulmaz ozan

KAR KUŞATMASINDA ULUDAĞ VE ILGAZ
Soyuer’in Zeki Ömer Defne ile ilgili bir anısı, bize Kar Kuşatması şiirinin yazılış sebebi ile ilgili önemli ipuçları vermektedir.
“Ömrüm boyunca ben sabahları erkenden kalkarım. Güneşi üstüme doğurmam desem, doğrudur. Zeki Ömer hocamızla da bir çok şehirde otellerde beraber kaldık. Meğer o da erkenden kalkarmış. Ben ne zaman odadan lobiye inmişsem Hocamızı hep ya gazetesini okurken ya da kahvesini içerken bulmuşumdur. Bir kış günü yine Gönlüferah’ta kalmıştık. Gece geç vakitlere kadar şiir ve müzik faslı devam edip gitmişti. O gece masamızda Sadun Aksüt ile Perihan Altındağ Sözeri de vardı. Ertesi sabah aşağıya indiğimde Hocamızı göremedim. Acaba rahatsızlandı mı diye resepsiyona gidip sormuştum. Hoca erkenden gitti dediler. Gece kar yağınca, Hoca endişeye düşmüş. Altmış yıllık eşi Zehra Hanım yalnız kalmasın diye, Yalova üzerinden İstanbul’a dönmüş.
Zeki Ömer Defne, “Kar Kuşatması” şiirini, muhtemelen o sabah erkenden ve kimseye haber vermeden otelden ayrılması üzerine yazmıştır. Zira şiirin muhtevası talebesi Orhan Ete’ye otelden erken ayrılış sebebini izah eder gibidir. Hoca gençlik yıllarındaki sıtma nöbetlerini ve zorlu kışları hatırlamış, Uludağ ile Ilgaz dağları arasında bağlantı kurmuştur. Bu şiirde Çankırı ve Bursa birlikte yer almıştır.
İKİNCİ ŞİİR: PÎR
Zeki Ömer Defne’nin daktilosunda bizzat yazdığı ve imzasını taşıyan ikinci şiir, 1986 tarihlidir. Defne’nin bir çok şiirinde müşahede ettiğimiz dinî ve tasavvufî kavramlara vukûfîyeti bu şiirinde de açıkça ortaya çıkmaktadır.

P Î R                                                                           -11. IX . 1986
Ne tarikım vardı ne tarikatim.
Bir Hakperest miydim, tabiatperest mi?
Önce miydim, sonra mı İslâm’dan, bilmem.
Gerçi yoktu zâhirde postum amma
O gece mânada postnişîn idim.

Ne Buda’idim, ne Zerdüşt, ne Konfüçiyüs,
Ne Théist’tim, ne Athéiste, ne Maniheist..
Amma bir pîr-i Çîn ü Mâçin’dim.
Gerçi yoktu zâhirde postum amma
O gece mânada postnişîn idim.

Bıraktım devr-i aşkı o gece devrâna.
Yoktu Aslı’lar, Leylâ’lardan bir kerem..
Amma câm-ı Cem’den bûseçîn idim.
Zeki Ömer DEFNE

Metafizik ve tasavvufî ögeler içeren “PÎR” adlı şiir üzerinde konunun uzmanları değerlendirme yapacaklardır.
SONUÇ:
İncelediğim kadarıyla bu iki şiir, Zeki Ömer Defne’nin yayınlanmış şiir kitaplarında bulunmuyor. Herhangi bir dergide yayınlanıp yayınlanmadığını şu an bilemiyorum. Bana intikal eden bu emaneti, Çankırı Araştırmaları Dergisi’ni de yayımlayan, Çankırı Belediyesi Çankırı Araştırmaları Merkezi’ne devredeceğim. Zamanın tahribinden kurtulması bu sayede mümkün olacaktır. Bu iki güzel şiirin orijinal şekliyle bize ulaşmasını sağlayan merhum Halil Soyuer ve hezarfen Yılmaz Karakoyunlu’ya minnet ve şükranlarımı ifade etmek istiyorum.

NOT: Yazının tamamı Çankırı Araştırmaları Dergisi’nin 11. sayısında yayımlanmıştır.(H.Duran)

comments
Yeni bir yorum yapın, or trackback from your own site.
Yeniden İmaret Hareketi - Çankırı Araştırmaları Sitesi www.cansaati.org