ÇANKIRI’DA BİR TURİZM HAREKETİ: TENEZZÜH TRENLERİ

  Çankırı’nın turizme uygun alanlarını turizme açarak ekonomisini geliştirme fikri, son yıllarda yoğunluk kazanmıştır. Bu hususta bazı ilerlemeler ve bir fikrî alt yapının oluşmaya başlaması memnuniyet vericidir. Bir kültürel birikim olmadan verimli iktisadî sonuçlar alınamayacağı, bunun bir zihniyet değişimi demek olacağı ve zaman alacağı ehlinin malûmudur. Bizdeki tarihi zihniyet dünyası ile batı iktisadi anlayışı arasındaki farklı gelişmeleri, Türkiye’de Max Weber sosyolojisinin değerli bir temsilcisi olan merhum Sabri Ülgener(1) çarpıcı biçimde ortaya koymuştur. Bir örnek vermek gerekirse, yıllarca geleni geçeni –Tanrı Misafiri-konumunda görerek en iyi şekilde ağırlayıp Hakk’ın rızasını kazanmayı hayat ilkesi yapmış bir insanı, ücret karşılığı misafir ağırlamaya alıştırmak; bir zihniyet değişimine ve de zamana ihtiyaç göstermiştir.                                           

Sorsanız, çoğu Çankırılı arkadaşımız, turizm fikrinin en fazla 1980’lerde oluşmaya başladığını söyleyecektir. Halbuki durum tamamiyle farklıdır. İlimiz turizm fikriyle bir hayli erken tanışmıştır. Çankırı-Ankara’ya demiryolu(2) ile bağlandıktan sonra Ankara’lıların Çankırı’nın yeşillikleri ve “bir cennet halini andıran bakmakla doyulmayan bahçelerinin güzelliklerini Ankara’da yaşayanlara göstermek” fikri telaffuz edilmeye başlanmıştır. (Beypazarı’nın o zaman bu anlamda adı  yoktur..)              Demiryolları İdaresi, Cuma sabahı Ankara’dan Çankırı’ya gelecek ve akşamüstü de Çankırı’dan Ankara’ya dönecek şekilde sefer koymuşlar ve bunlara “TENEZZÜH TRENLERİ” adı verilmiştir. İlk seferin gerçekleşme tarihi 8 HAZİRAN 1934 Cuma günüdür. Sabah 08.00 de Ankara’dan hareket eden tren yaklaşık 4 saatte Çankırı’ya varıyordu.            

İLK TENEZZÜH TRENİ: 8 HAZİRAN 1934 Cuma
             İlk gelen “TENEZZÜH Treni” ile ilgili intibaları, bir gazete haberinden okuyalım.      

            “Dünkü Cuma günü şafakla beraber uyanan Çankırı’lılar, akın akın Pazar yerlerine koşuyor: herkesin elinde bir sepet gelecek misafirlere karşı hazır olmak üzere nevalelerini tedarik ediyordu. Akşamdan alınan haberleri, sabahki duyumlar teyit ediyordu. Son habere göre, Ankara’dan 25’er vagonlu, yarım saat arayla iki lokomotifin hareket ettiği şeklinde idi.”
                                           

 KARŞILAMA             

Bu haberi alan ilgili kuruluşlar, hazırlık yapmaktadırlar. Kahvehaneler çalgılarını düzeltiyor, oturaklarını artırıyor. Caddeler ve sokaklar, bir gün önce temizlenmiş ve sulanmıştır. Saat 12’de kamyonlar ve arabalar, 4000’e yakın halk kitlesi misafirleri karşılamak üzere istasyonu doldurmuştur.             

-“Geliyorlarrr!!!…” bağırtıları arasında ilk lokomotif istasyona giriyor.
“Candan kopup gelen bir sevgi ile mâşûkuna kavuşmak isteyen bahtiyâr âşıklar gibi, Çankırılılar da âziz yolcularını kucaklamak için vagonlara hücum ediyor.” 

            Birinci partide, aralarında İzmir, Kütahya, Antalya gibi uzak yerlerden 880’den fazla yolcu indi. 4-5 bin kişilik insan dalgası birbirine kavuşuyor.İlk kargaşa ve gürültülü ortam samimi kucaklaşmalar ve el sıkışmalara dönüşüyor.
         

    -Buyurun, bize gidelim!…              

Kimi arabalarla , kimi kamyonlarla yola düşüyor..Havuz başlarına, serin yeşilliklere ulaştırılıyor. Vagonların paket istifini andıran sıkışıklığından kurtulanlara soğuk sular, ayranlar ve gazozlar ikram ediliyordu. Yarım saat sonra gelen ikinci kafile de aynı yerlere intikal ediyor, Çankırı o gün 1500 civarında misafiri ağırlıyordu.                

Haberde şöyle deniyor:

             “1500’den fazla misafiri ağuşuna alan Çankırı’nın bol sularına , yeşilliklerine bayılan misafirler bahçelere dağıtıldı.Yeşillikler arsında yorgunluklarını atanlar: “Çankırı’yı görmek, dünyada cennet görmektir” diye birbirlerini kutluyorlardı. En kalabalık misafir gurubu,Çankırı’ya beş kilometre mesafedeki Kembaha, Kirazlıdere suları civarında bulunuyordu.
              Misafirler arasında yirmiye yakın mebus, Evkaf ve Ziraat Umum Müdürleri, askeri erkan, daire müdürleri, ajans ve gazete mensupları, sporcular, ecnebiler , hatta Yahudi vatandaşlar vardı. Yolcular;              -“ Tren biraz daha süratli olsa ve bir saat erken gelse, Çankırı’nın temiz havasından, güzelliklerinden ve sıcak kanlı insanlarının sohbetinden daha fazla istifade edebilsek.” temennisinde bulunmuşlardır. Saat beşe gelince bir telaş başladı. “Aman vagonda yer bulamayız, bir an evvel binelim” diyorlardı.          

  -“Var olunuz Çankırılılar, şirin kasabanızdan büyük bir zevkle ayrılıyoruz!” Sesleri arasında birinci kafile, yarım saat fasıladan sonra ikinci kafile uğurlandı.

(Bu yazı bu sitede ilk defa 15/08/2005’de yayınlandı..….)  ———————————————————— —–
(1) Bu konuda bkz. Sabri Ülgener(ö.1983), “Zihniyet ve Din”, “İktisadi Çözülmenin Ahlâk ve Zihniyet Dünyası”, “Tarihte Darlık Buhranları ”, “Zihniyet, Aydınlar ve İzmler”.

(2) Çankırı’ya ilk tren, 6 Şubat 1931 tarihinde gelmiştir.
(Tenezzüh:Eğlenmek amacıyla yapılan gezinti)

Related posts

Bir Cevap Yazın